Tekstil sektörünün geleceğinde

teknoloji ve inovasyon var!

Zorluteks Ar-Ge Müdürü Murat Yıldırım, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı’nın teknolojik dönüşümü şekillendiren yeni yaklaşımları keşfetmeye yönelik Ideaport programı kapsamında, tekstil sektöründe yaşanan dönüşüm hakkındaki görüşlerini paylaştı. Yıldırım, tekstil sektörünün geleceğini, döngüsel ekonomiye hizmet eden yeni hammaddelerle üretilmiş inovatif ve katma değerli ürünlerin belirleyeceğini söyledi.

Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) tarafından Türkiye’deki teknoloji ve inovasyon ekosistemini entelektüel anlamda desteklemek ve geliştirmek amacıyla hayata geçirilen “Ideaport” programının Mart ayındaki konu başlığı, “Tekstilde Yeni Malzemelerin Sektörel Etkileri” olarak belirlendi. Yenilikçi malzeme teknolojilerinin farklı sektörlerdeki üretimi nasıl etkilediğini ve yakın gelecekte nasıl etkileyeceğini teknoloji profesyonellerinin görüşleriyle anlamayı hedefleyen ‘’Ideaport Tech Sight’’ yazı serisinin konuğu, Zorluteks Ar-Ge Müdürü Murat Yıldırım oldu. Yayımlanan raporda, Murat Yıldırım’ın tekstil sektörünün gelecek 10 yılı, sektördeki üretim dinamiklerinde yaşanan değişimler, malzeme teknolojilerinin bu değişime etkisi, tekstil sektörünün geleceğinde fark yaratma potansiyeline sahip özgün malzeme ve teknolojiler ile bu konudaki beklenti ve öngörülerine dair görüşlerine yer verildi.

Türkiye, tekstil sektörüne yön veren trend ve teknolojileri takip edebilecek konumda!

Tekstil endüstrisinin kimyadan makineye, tarımdan elektroniğe kadar farklı birçok sektör ile doğrudan ilişkisi olan tamamlayıcı bir endüstri olduğuna dikkat çekilen raporda, 2019 yılında 1,9 trilyon dolarlık perakende pazar değerine sahip olan küresel tekstil ve konfeksiyon pazarının 2030 yılında 3,3 trilyon dolara ulaşacağı belirtildi.

Raporda ayrıca her geçen gün pazar payını daha da artıran teknik ve akıllı tekstillerin otomotiv, inşaat, havacılık ve medikal gibi çeşitli endüstriler açısından büyük bir potansiyele sahip olduğu vurgulandı. Rapora göre yakın gelecekte bu sektörlere ek olarak farklı birçok endüstri ve yeni uygulama alanında da hammadde olarak teknik ve akıllı tekstillerin kabul görmesi ve yaygınlaşması bekleniyor.

Raporda, dünyanın en büyük tekstil ve giyim üreten ülkelerinden biri olan Türkiye’nin, bu alandaki yetenekli ve eğitimli insan kaynağı ile tekstil sektörüne yön veren tasarım trendlerini ve farklı teknolojileri yakından takip edebilecek kapasiteye sahip olduğu belirtildi. Türkiye’nin yakın gelecekte özellikle giyilebilir elektronikler ve tekstil tabanlı sensörler konusunda daha da önemli bir oyuncu olabileceğine dikkat çekilen raporda, ürün tasarım süreçlerini geliştiren ve ürün teslim sürelerini kısaltan büyük veri uygulamaları, yapay zekâ ve makine öğrenimi, sensör ve robotik teknolojileri, nanoteknoloji ve 3 boyutlu baskı teknolojileri gibi gelişen teknolojilerin, bugün olduğu gibi yakın gelecekte de tekstil üretimine yön veren temel unsurlar olacağı öngörüsünde bulunuldu.

Zorluteks Ar-Ge Müdürü Murat Yıldırım:

“Tekstil sektörünün geleceğini döngüsel ekonomiye hizmet eden yeni hammaddelerle üretilmiş inovatif ve katma değerli ürünler inşa edecek.”

Zorluteks Ar-Ge Müdürü Murat Yıldırım yazısında, tüm sektörlerde olduğu gibi tekstil sektöründe de sürdürülebilirlik, inovasyon ve Endüstri 4.0 gibi konuların öne çıktığını belirtirken, döngüsel ekonomiye hizmet eden ürünlerin yükselişine dikkat çekti:

“Küresel ısınma, şehirleşme, yaşlanan nüfus, göçler, tükenen kaynaklar, ekonomik dalgalanmalar ve dijitalleşme... Yaşadığımız değişimin boyutu ve hızı; yaşam tarzımızı, iş yapış şekillerimizi derinden etkiliyor, değiştiriyor. Son 10 yılda tüm sektörlerin gündeminde 3 temel konu var: Sürdürülebilirlik, inovasyon ve Endüstri 4.0. Tekstil sektörü özelinde ise trendler; yeni recycle teknolojilerle elde edilen yeni elyaf tipleri, döngüsel ekonomiye hizmet eden ürünler ve iş yapış şekilleri, tekstil tabanlı sensörler ve giyilebilir elektronikler.

Tekstil en çok su tüketen sektörlerin başında geliyor, kimyasal tüketimi de oldukça fazla. Çevre bilincinin artması, konuyla ilgilenen sivil toplum kuruluşları ve değişen müşteri beklentileri ile birlikte artık tekstilde hem üretim aşamasında hem de müşteri kullanımında mümkün olabilecek en az çevresel ayak izi hedefleniyor.

2020, tekstil sektöründe zararlı kimyasal tüketiminin bırakılması için bir milat niteliği taşıyordu. Birçok firmanın konuyla alakalı taahhütler verdiği zararlı kimyasal kullanımında sektör olarak çok yol kat edildiğine inanıyorum. Şimdi sırada kaynak tüketiminin azaltılması, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması, karbon ve çevresel ayak izinin minimize edilmesine yönelik çalışmalar yapılması, sıfır sıvı deşarjı (ZLD) gibi konular var. Ürünün yaşam döngüsü boyunca sebep olabileceği tüm faktörlerin analiz edilmesine olanak sağlayan Ürün Yaşam Döngüsü Analizi (LCA-Life Cycle Assessment) programları da oldukça revaçta. Bunların yanında kimyasal ve enerji tüketimini azaltacak “Plazma Teknolojisi”, “Dijital Baskı” gibi yeni teknolojileri de daha sık duyacağız.

“Endüstri 4.0” yatırımları ise teknolojinin ilerlemesi ile beraber neredeyse tüm sanayi kollarında hız kazanmıştı. Bu duruma bir de 2020 yılında hayatımıza giren pandemi koşulları eklenince, dijital dönüşümün önemi herkes tarafından daha net anlaşıldı. Özellikle tekstil gibi emek ve işçilik yoğun sektörlerde uzaktan kontrole imkân veren ve müdahale edilebilen sistemler, otomatlar önem kazanmaya devam edecek.”

Daha fazla teknoloji ile daha akıllı ürünler!

Tekstil sektöründe malzeme teknolojilerinin gelişimi için yürütülen Ar-Ge faaliyetleri sayesinde ürünlere hem yeni özellikler hem de yeni kullanım alanları kazandırılmaktadır. Daha çok nano-teknoloji ile üretilmiş ürünler, fonksiyonel tasarımlar, düşük maliyetli çevreci yaklaşımlar, farklı sektörlere yönelik yeni teknik tekstillerin geliştirilmesi, geri-dönüşüm ürünlerinin teknik tekstillerde değerlendirilmesi gibi konulardaki çalışmaların sonuçları; E-textile (elektronik tekstil), teknik tekstil, ekolojik tekstil ve akıllı tekstil ürünleri olarak 4 ana başlık altında toplanabilir.

Ürünlerdeki son trendler:

  • Nem yönetimi, anti-bakteriyel, UV koruması, hibrit kumaş yapısı, termal konfor
  • Lyocell, keten, spidersilk ve deniz yosunu gibi alternatif doğal bazlı lifler
  • Biyotaklit (Biyomimikri)
  • Sürdürülebilir performans için biyobozunur sentetikler ve geri dönüştürülmüş hammaddeler
  • Mineral gömülü iplikler
  • Giyilebilir teknoloji ve akıllı sensörler şeklinde sıralanabilir.

Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, tekstil sektörünün geleceğini Endüstri 4.0 çalışmaları yapılmış verimli fabrikalarda, döngüsel ekonomiye hizmet eden yeni hammaddelerle üretilmiş inovatif, katma değerli ürünler inşa edecektir.