ZORLU HOLDİNG CEO'SU ÖMER YÜNGÜL İLE SÖYLEŞİ

“Pandemi, bize Akıllı Hayat 2030 stratejimizin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha gösterdi!”

“Açıkçası artık hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını kabul etmeliyiz. Eski normalimize dönemeyiz. Eskisi gibi tüketemeyiz. Dünyanın kaynakları sınırlı. Sürdürülebilir bir büyüme modeline geçmeliyiz. Çevre, insan ve gezegenin geleceğini düşünerek hareket etmeliyiz. Hem birey olarak hem de ürettiğimiz işlerle bu sistem temelli değişimi entegre etmek zorundayız. Akıllı Hayat 2030, bizim bu süreci esnek ve çevik bir şekilde yönetmemizi sağlarken, gelecek 10 yılda daha da kararlı adımlar atmak için bizi cesaretlendirdi.”

Çok sıradışı bir yılı geride bıraktık. Pandemi yıl boyunca hep gündemin ilk sırasında yer alarak hayatın akışını değiştirdi. Sizin bireysel ve kurumsal hayatınızda neler değişti?

Yaşanan pandemi ile birlikte dünya olağanüstü bir dönemden geçiyor. Bir kere ezberlerimiz bozuldu. Doğal olarak yaşam biçimimiz de değişmek durumunda kaldı. Evden çalışmaya, dijitalleşmeye, online iletişim yöntemlerini daha yoğun kullanmaya başladık. Artık çok daha esnek ve çevik hareket ediyoruz. Değişen koşullara göre tesislerimizdeki ve fabrikalarımızdaki çalışma biçimimizi yeniden şekillendiriyoruz. Kurumsal olarak bu değişimi gerçekleştirirken, yapmamız gereken hiçbir çalışmadan ödün vermiyoruz. Çünkü fabrikalarımız ve tesislerimiz Türkiye için kritik öneme sahip alanlarda ürün ve hizmetler sunuyor. Kontrollü sosyal yaşama göre düzenlemeler yapıyor, önceliği çalışanlarımızın sağlığına vererek işlerimizi devam ettiriyoruz.

Bununla birlikte çalışma arkadaşlarımızın gelişimlerine katkı sağlamak için yenilikçilik ve yaratıcılık temelli kurum kültürünü geliştirmeye devam ediyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliğinden çalışan gönüllüğü ve kurum içi girişimciliğe kadar birçok projeyi pandemi döneminde de aralıksız sürdürüyoruz. Örneğin, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Manifestosu’nu ve Ev İçi Şiddeti Önleme Politikası’nı bu süreçte yayımladık. Bu alandaki uygulamalarımızı şirketlerimize yaymak üzere gerçekleştirdiğimiz farkındalık çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz. Parlak Bi’Fikir adını verdiğimiz kurum içi girişimcilik programının ikinci döngüsünü yine bu süreçte başlattık. Kurumsal gönüllülük programımız Kıvılcımlar da bu sürede hız kesmeden çalışmalarına devam etti. Pandemi öncesinde çalışma arkadaşlarımızdan kendi gönüllülük fikirlerini toplamıştık; yeni normalde bu süreci devam ettirdik ve projelerin bir kısmını hayata geçirdik.

Bireysel olarak benim hayatım da tamamen değişti. Her ne kadar bu dönemde fiziksel ortamda bir araya gelmeyi çok özlesek de, çalışma arkadaşlarımla online ortamda daha sık bir araya geliyorum. Birçok yurt içi ve yurt dışı toplantıyı da bu imkânları kullanarak gerçekleştiriyorum. Yöneticilerimizle sık sık dijital ortamda bir araya gelerek toplantılar yapıyoruz. Her ay Diyalog Konferansı’nda alanının duayen isimlerini ağırlıyoruz. Ne mutlu ki fiziksel bariyerler olmadan çalışma arkadaşlarımızla kolaylıkla bir araya geliyoruz.

Pandemi, Zorlu Grubu’nun faaliyet alanlarını, yatırımlarındaki önceliklerini, risk yönetimini, inovasyona bakış açısını nasıl etkiledi?

Zorlu Grubu olarak, proaktif şekilde her sektörün kendi ihtiyaçlarına ve pandemi koşullarına göre yenilikçi çözümler üretiyoruz. İnovasyonu kurum kültürümüzde bir refleks haline getirmek için uzun yıllardır çalışıyoruz. Bilgi birikimi ve tecrübeyi inovasyon odaklı bir yaklaşımla günümüze uyarlıyoruz. Bu sürecin, inovasyon kapasitemizi test etmemiz için zemin açtığını ve dönüşüm için hızlandırıcı bir rol üstlendiğini söyleyebilirim. Risk yönetimini de aktif şekilde yapıyorduk, başka türlüsü zaten mümkün değil. Ancak pandemi bize ve tüm iş dünyasına daha esnek ve çevik hareket etmemiz gerektiğini gösterdi.

Pandemi, aslında dünya ticaretinde ve ekonomide bir süredir devam eden büyük dönüşüm için de hızlandırıcı rolü üstlendi. Bu dönemi gerçekten çok iyi okumamız gerekiyor. Hem tüketici beklentilerinde hem de üretim ve satış tarafında iş modellerindeki değişimler daha da hızlanacak. Bu açıdan temel faaliyet alanlarımız değişmese de odaklandığımız alanlarda yeni fırsatlar olacağını düşünüyorum. Yeni tüketici trendleri oluşuyor. Bunları yakından takip edip, özellikle perakende modelimizi bu trendlere göre yeniden şekillendirebiliriz. Bununla birlikte zaten ana stratejimizde yer alan dijitalleşme, tedarik zincirlerinin dayanıklılığı, otomasyon ve verimlilik artışı gibi konularda da önemli değişimler yaşandı. Bunlara yönelik değişimleri yakından takip ederek bu konulardaki öncü rolümüzü daha da güçlendirmeliyiz.

Temel olarak pandeminin bizim faaliyetlerimiz için de tetikleyici rol üstlendiğini söyleyebilirim. Örneğin Vestel, insanların en çok ihtiyaç duyduğu hijyen konusunda birçok akıllı teknolojiye yıllardır yatırım yapıyor. İki yıl önce tanıttığımız gün ışığı teknolojisini pandemi döneminin başında tüketicinin beğenisine sunduk. Buzdolabı içindeki havayı temizleyen ve gıdaların temas ettiği hava kalitesini artıran bu teknolojiyi, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi ya da klimalar dahil farklı ürün kategorilerinde kullanabilirsiniz. Bu teknoloji, özel ışıkla 29 dakikada çamaşır, ayakkabı, kâğıt para, kredi kartı, cüzdan gibi günlük hayatta sık temas edilen birçok eşyayı kolayca hijyenik hale getiriyor. Yine bugün dijitalleşme ve e-ticareti konuşuyoruz. Vestel, 10 yıldır uyguladığı entegre perakende sistemi sayesinde bugün internet sitesi üzerinden verilen siparişleri 24 saatte teslim ediyor. Herkesin Endüstri 4.0’ı konuştuğu bir süreçte, biz bu alanda dünyada öncü işler yapıyoruz. Vestel City’de Endüstri 4.0 uygulamalarıyla ürünün sipariş girişinden son kullanıcıya ulaşmasına kadar, uçtan uca akıllı ve izlenebilir bir değer zinciri oluşturduk. Dünyada bu konuda varılacak en son nokta olan “karanlık fabrika” uygulamalarına bile başladık.

Aynı şekilde Tekstil Grubumuz, yıllardır yatırım yaptığı akıllı tekstillerde sahip olduğu bilgi ve tecrübe sayesinde, bugün pandemi sebebiyle antibakteriyel ve antiviral tekstillere yönelik ürünlere ağırlık verebildi. Gelişen şartlara göre hızla akıllı ürün ve çözümler üretebiliyoruz. Bu, bugün sağlık sektörü oldu, yarın savunma sanayi, güvenlik ya da giyilebilir teknolojiler olabilir. Bundan sonraki dönemde de farklı taleplere ve pazar fırsatlarına paralel Ar-Ge ve inovasyon gücümüzü, bu alanlardaki birikimimizi değerlendireceğiz.

Bununla birlikte bugün pandemi ile gördük ki artık daha iyi bir gelecek istiyorsak, sürdürülebilirliği mutlaka bir iş yapış biçimi haline getirmeliyiz. Artık fosil yakıt devri bitmeli. İklim krizini durdurmak için içten yanmalı motorların, doğal gaz ve kömür santrallerinin olmadığı bir dünya yaratmalıyız. Enerjide bunun en güzel örneklerini sunuyoruz. Türkiye’deki santrallerimizin yüzde 85’i yenilenebilir kaynaklara dayanıyor. Bununla birlikte karbon salımını, kaynağında kesmek gerekiyor. Zaten grup olarak Türkiye’nin Otomobili projesinin ortaklarından biri olmamızın ana fikri de buydu. Bu alanda grup şirketlerimiz Vestel ve Zorlu Enerji arasında güzel bir iş birliği ve sinerji var. Zorlu Enerji, Türkiye elektrikli araç pazarı henüz çok küçük olmasına rağmen elektrikli araç şarj istasyonları için ZES adında yeni nesil bir şirket kurarak öncü oldu. ZES ile yatırım yapığımız elektrikli araç şarj istasyonlarıyla pazarın aşağı yukarı yüzde 40’ını elimizde bulunduruyoruz. Manisa Gördes’te kobalt ve nikeli topraktan alıp Ar-Ge, inovasyon ve teknolojiyle katma değerli hale getiriyoruz. Bu katma değer sayesinde bu ürün, elektrikli otomobillerin kalbi olarak nitelendirilen bataryalar dahil birçok yenilikçi alanda kullanılabiliyor.

Akıllı ürünlerden akıllı evlere, akıllı şehirlerden elektrikli araç kiralamaya ve elektrikli araç şarj noktalarına kadar her alanda yeni nesil ekonomiye geçiş anlamını taşıyan yatırımlarımızı önümüzdeki dönemde daha da hızlandıracağız.

“Şirketlerin, iş süreçlerini ve gelecek stratejilerini sadece karlılık odaklı değil, paydaş temelli ve doğa ile uyum içinde bir yaklaşımla yeniden tasarlayarak sorumluluk alması gerekiyor. Son yıllarda iş dünyasının bu konuda değişime hazır olduğunu beyan etmesi, dahası sermaye piyasalarının da paydaş temelli bir ekonomiyi desteklemeye başladığını görmek hepimize umut veriyor.”

Grup şirketlerimiz ürün ve hizmetleriyle pandemi sürecine hızla uyum sağlarken, bu süreçte topluma fayda sağlayan birçok iyi uygulamaya da imza attı. Bu konudaki görüşlerinizi ve adaptasyon yeteneğine dair düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Sağlık sektörüne ve topluma yönelik katkıların gerçekten kıymetli olduğunu düşünüyorum. Zaten grup olarak toplumsal fayda ilk günden beri DNA’mıza işlemiş bir konu; yıllardır bu konularda çalışmalar yapıyoruz. Biz ne iş yaparsak yapalım, öncelikle bu işin toplumsal bir faydası var mı diye bakıyoruz. Aksi takdirde yapmayı tercih etmeyiz ya da topluma fayda getirecek şekilde yapmak için yeniden ele alırız ve dönüştürürüz. O nedenle pandemi döneminde önceliğimiz hep toplum sağlığı oldu.

Örneğin grup şirketlerimizden Vestel, aşı dolaplarından beyaz eşyaya, küçük ev aletlerine kadar birçok ürünüyle salgının ülkemizde görülmeye başladığı ilk günden bu yana, özellikle Türkiye’nin dört bir yanındaki hastanelerden gelen tüm talepleri karşıladı. Öğrenciler için bu dönemde büyük önem arz eden Eğitim Bilişim Ağı, Vestel Akıllı televizyonlara kısa yoldan erişilebilir şekilde eklendi. Servis çalışanlarımız, sağlık çalışanlarının hayatlarını kolaylaştıran 7/24 uygulamalarla onların yükünü hafifletmek için çalıştı. Tüketicilerin evlerine giderken herhangi bir ihtiyacı var mı diye mutlaka sorup, 65 yaş ve üzerindekiler için gıda desteği verdiler, ziyaret ettikleri bölgelerde sokak hayvanlarının ihtiyaçlarını karşıladılar.

Tekstil Grubumuz sağlık kurumlarına yastık, yorgan, nevresim ve güneşlik kumaş olmak üzere çeşitli ürünlerin gönderimini gerçekleştirdi. Ayrıca Zorluteks, değerli bir hizmet sunmak amacıyla cerrahi maske ve koruyucu özellikli tulum için üretime başladı. Bu dönemde akıllı tekstili sağlık çalışanları ile buluşturmaktan büyük mutluluk duyduk. Ayrıca Tekstil Grubumuz pandemi döneminde de yatırımlarına devam etti; Avrupa’da ve Türkiye’de bir ilk olan Korteks Polimer Geri Dönüşüm Tesisi’nin çalışmalarını başlattı. 2021’in ilk çeyreğinde devreye alacakları tesiste atık pet şişelerden polyester iplik üretecekler ve bu sayede atıklar tekrar değerlendirilecek.

Enerji Grubumuzun da tüm perakende satış kanallarında hızlı değişiklikler yaparak online kanalları aktif olarak kullanmasıyla, müşterilerinin istedikleri hizmete kolaylıkla ve evde kalarak erişebilmesi gibi uygulamaları hayata geçirmesi bu dönemde çok önemli çözümler oldu. Gayrimenkul Grubumuz bünyesinde yaşam alanı olarak faaliyet gösteren Zorlu Center, şehrin içinde metro bağlantısı ile de geçiş alanı olduğu için temel ihtiyaçlara cevap veren mağazalarını açık tuttu. Zorlu PSM dünyanın dört bir yanından sanatçıların canlı yayınlarıyla, müzik, kitap, film önerileriyle bu dünyayı dijital yayınlarla canlı tutmaya, halkımıza ve takipçilerine moral kaynağı olmaya devam etti. Zorlu PSM bu süre zarfında, toplum içerisinde yer alan tüm bireylerin kültür sanat etkinliklerine erişebilmesi için online sahneyi hayata geçirdi. 1,5 milyon seyirciyle buluştukları bu yeni platformun bu zor günlerde iyi bir nefes imkânı olduğuna inanıyorum.

Pandemi aynı zamanda ekosistemin ne kadar hassas dengeler üzerine kurgulandığını bir kez daha göstererek, ortak geleceğimiz adına bizlere çok önemli mesajlar verdi. İnsanlık adına bu mesajı nasıl yorumlamalı ve bundan nasıl bir ders çıkarmalıyız? Zorlu Holding olarak “Akıllı Hayat 2030” hedefleri ile pandeminin bizi yönlendirdiği doğrultu arasında nasıl bir ilişki var? Bu iki çizginin kesişme noktaları nelerdir?

Pandemi ile birlikte dünya olağanüstü bir dönemden geçiyor. Zaten bir süredir küresel olarak yaşadığımız zorlayıcı dönüşümün iklim krizi, nüfusun yaşlanması, salgınlar ve ekonomik dalgalanmalar başta olmak üzere farklı konularla karşımıza çıkabileceğini bir kez daha görüyoruz. Geldiğimiz bu tarihi dönemeçte, söylenecek sözlerin ötesinde alacağımız aksiyonlar daha kritik önem taşıyor. Bunun için de daha sürdürülebilir ve aynı zamanda ortak hedeflere dayalı, kolektif bir çabaya ve güce ihtiyacımız var. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları, insanları bu konuda birleştiren bir yol. Ancak bizim bu amaçlara ulaşmamız için çok daha hızlı hareket etmemiz gerekiyor. Bunun için de bir zihniyet dönüşümüne ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Burada özellikle şirketlerin, iş süreçlerini ve gelecek stratejilerini sadece kârlılık odaklı değil, paydaş temelli ve doğa ile uyum içinde bir yaklaşımla yeniden tasarlayarak sorumluluk alması gerekiyor. Son yıllarda iş dünyasının bu konuda değişime hazır olduğunu beyan ettiğini, dahası sermaye piyasalarının da paydaş temelli bir ekonomiyi desteklemeye başladığını görmek hepimize umut veriyor. Nitekim son bir yılda ESG / ÇSY (Çevresel, sosyal ve yönetişim) fonlarının yüzde 272 oranında artış kaydetmiş olması da, sermaye piyasası tarafından konunun doğru şekilde okunduğunu gösteriyor. 12 trilyon euro büyüklüğündeki bir varlığı yöneten, sayıları 100’ü aşkın yatırımcıdan oluşan İklim Değişikliği Kurumsal Yatırımcılar Grubu’nun (Institutional Investors Group on Climate Change - IIGCC) Avrupa Birliği’ne salgın sonrası yeşil ekonomiyle çıkış formülü öneren bir mektup yazması ise, bu konuda iş dünyasını harekete geçirebilecek önemli bir gelişme.

Biz de Zorlu Grubu olarak, bu anlayışla uygulamaya geçirdiğimiz Akıllı Hayat 2030 vizyonumuz ile şekillenen sorumlu büyüme yaklaşımımızla; çevresel, sosyal ve yönetsel konulardaki performansımızı her geçen gün daha da iyileştirerek, etkin bir şekilde yönetebiliyoruz. Bu yaklaşımı iş stratejimizin merkezine alarak Ar-Ge ve İnovasyon, Çevre, Çalışanlar, Toplumla İlişkiler, Müşteri İlişkileri, Tedarik İlişkileri ve Kurumsal Yönetim başlıklarında tüm Zorlu Grubu’nda sürdürülebilirliği bir iş yapış şekline getiriyoruz. Böylece şirketlerimiz inovasyon ve teknoloji odaklı işlerle büyürken, buna paralel gösterdikleri çevresel, sosyal ve yönetişim performansıyla sürdürülebilir bir geleceğin inşasına katkıda bulunabiliyorlar. Sözünü ettiğim, dünyadaki birçok temel meseleye sürdürülebilir çözümler üretebiliyor.

Açıkçası artık hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını kabul etmeliyiz. Eski normalimize dönemeyiz. Eskisi gibi tüketemeyiz. Dünyanın kaynakları sınırlı. Sürdürülebilir bir büyüme modeline geçmeliyiz. Çevre, insan ve gezegenin geleceğini düşünerek hareket etmeliyiz. Hem birey olarak hem de ürettiğimiz işlerle bu sistem temelli değişimi entegre etmek zorundayız.

Akıllı Hayat 2030 vizyonu, pandemi sürecinde Zorlu Grubu’na nasıl bir katkı sağladı?

Açıkçası pandemi, bize Akıllı Hayat 2030 stratejimizin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha gösterdi. Biz zaten daha akıllı ve sürdürülebilir bir yaşam tasarlamamızın gerekliliğini bu stratejimiz dahilinde ele alıyorduk. Şirketlerimizde sürdürülebilirliği bir iş yapış biçimine getirerek ve teknoloji ile inovasyonu bir kaldıraç olarak kullanarak, daha yaşanabilir dünya için yola çıkmıştık. O yüzden bu yeni döneme hızla uyum sağladık. Çünkü daha önce de ifade ettiğim gibi buna hazırlıklıydık. Doğal yaşam alanlarının sınırlarını aştığımızda başımıza neler gelebileceğini pandemi çok hızlı ve net gösterdi. Elbette böyle bir olayı öngöremezdik ama yeni nesil ekonomiye göre yapılanmış şirketlerimizin ürettiği işler pandemide test edilmiş oldu ve bu testten başarıyla geçtik.

Grubumuzun sürdürülebilir büyümesini, yarattığımız katma değer ile sağlayabileceğini gösterdik. Dahası pandemi sonrasında giderek artacak sürdürülebilirlik ve dijitalleşme odaklı yeni nesil ekonominin Türkiye’deki öncüsü olacağımızı ürün, hizmet ve servislerimizle bir kez daha gösterdik. Akıllı Hayat 2030, bizim bu süreci esnek ve çevik bir şekilde yönetmemizi sağlarken, gelecek 10 yılda daha da kararlı adımlar atmak için bizi cesaretlendirdi.

“İnovasyonu kurum kültürümüzde bir refleks haline getirmek için uzun yıllardır çalışıyoruz. Bilgi birikimi ve tecrübeyi inovasyon odaklı bir yaklaşımla günümüze uyarlıyoruz. Bu süreç, inovasyon kapasitemizi test etmemiz için zemin açtı ve dönüşüm için hızlandırıcı bir rol üstlendi.”

Zorlu Grubu’nun 2020 yılı performansını genel olarak değerlendirebilir misiniz?

Zorlu Grubu olarak, Türkiye’nin en büyük ihracatçılarından ve en çok gelir yaratan gruplarından biriyiz. Türkiye’de öncü olan, katma değer yaratan yenilikçi işler yapıyoruz. Ülkemizde ve dünyada üretimin daha da önem kazandığı bu dönemde Zorlu Grubu’nun portföyünün ne kadar doğru, yatırım yaptığı alanların ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gördük.

155 ülkeye katma değerli ihracat gerçekleştiriyoruz. Bununla birlikte uzun yıllardır bizimle birlikte olan, bugüne kadar birçok krizi ve dalgalanmayı başarıyla yönetmiş yüksek yetkinliğe sahip bir üst yönetim ekibimiz var. Buna nitelikli insan kaynağımızı, verimlilik ve etkin maliyet yönetimini esas alarak çalışan şirketlerimizi de eklediğimizde oldukça sağlam bir kurumsal yapımız olduğunu söyleyebilirim.

Kolay olmayan bir yıl olan 2020’de de bu yapımızın faydalarını gördük. Her yıl Türkiye’nin 10 puan üzerinde büyüme hedefliyoruz. Bu yılı da, bu hedefe yakın bir seviyede tamamlayabileceğimizi öngörüyoruz.

2021’de Türkiye’yi ve grubumuzu bizi nasıl bir yıl bekliyor? Yeni yıla dair CEO olarak öncelikleriniz, Zorlu Grubu’na yönelik hedefleriniz neler?

2021, ekonomide ve toplumsal hayatta yeniden istikrarın sağlanması için çalıştığımız bir yıl olacak. Özellikle aşının yaygınlaşmasıyla birlikte yılın ikinci yarısında işlerin rayına oturmaya başlayacağını düşünüyorum. Uzun vadeli stratejik planlarımız var ve bunlara sıkı sıkıya bağlıyız. Bu doğrultuda 2021’de de Zorlu Grubu’nu geleceğin akıllı dünyası için katma değerli servisler üreten bir global grup haline getirecek stratejik adımları güçlendireceğiz. Sürdürülebilirliği bir iş yapış şekli haline getirerek akıllı ürünlerden akıllı evlere, akıllı evlerden akıllı şehirlere uzanan 360 derecelik bir vizyon ile akıllı yaşamı harekete geçirecek yatırımlar yapmayı sürdüreceğiz.

Zorlu Grubu’nda 32 bini aşkın çalışanımız var. Tedarikçileri, iş ortaklarımızı ve diğer paydaşlarımızı da işin içine kattığımızda, neredeyse 80 bini bulan bir istihdam ağı demek bu. 2021’de işlerimizi büyütürken istihdam ağımızı da ihtiyaçlara paralel geliştirmeyi sürdüreceğiz. İşimizi geliştirmek için sektörlerimize düzenli yatırım yapmak durumundayız. Dolayısıyla her yıl ortalama 2 milyar TL yatırım yapıyoruz. 2021’de de ihtiyaçlar doğrultusunda yatırımlarımız devam edecek. 2021’de sürdürülebilir büyüme hedefimizi gerçekleştirmek için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.

Zorlu Grubu ailesinin tüm üyelerine 2021 yılı mesajınız ne olur?

Açıkçası kolay bir süreçten geçmiyoruz. Ancak biz grup olarak sağlam adımlarla temkinli ve planlı ilerliyoruz. Çünkü güçlü bir stratejimiz, yüksek uyum kapasitemiz, esnek ve çevik bir yönetim biçimimiz var. Hepsinden önemlisi yetkinliği, bağlılığı ve tutkusu yüksek, çalışkan insanlarız. Bu nedenle ben, dünyada ve ülkemizde sosyal ve ekonomik açıdan dengelerin yeniden kurulacağı bu süreçte, bizim yenilikçi ve öncü bir grup olarak yine fark yaratacağımıza inanıyorum.

Bu yolda en büyük gücümüz olan 32 bini aşkın Zorlu Grubu ailesinin tüm üyelerine teşekkürlerimi sunuyor ve onlara güvenimizin tam olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Yeniden sağlık dolu günlere ulaşmamız temennisiyle, herkese mutlu, başarılı, huzurlu ve en önemlisi sağlıklı günler diliyorum.