ZORLU ENERJİ İNSAN KAYNAKLARI DİREKTÖRÜ DENİZ BİLGİN, TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ ÇALIŞMALARINI ANLATTI

“Bu yolu hep birlikte yürüyeceğiz!”

Zorlu Enerji, erkek egemen bir alan olarak tanınan enerji sektöründeki dengeleri değiştirmeyi amaçlıyor. İnsan Kaynakları Direktörü Deniz Bilgin, kafalardaki engelleri kaldırarak kadınların da bu sektörde en az erkekler kadar başarılı olabileceğini belirtiyor.

Zorlu Enerji olarak toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda başlatığınız programınız nasıl ortaya çıktı?

Toplumsal cinsiyet eşitliği, Zorlu Enerji olarak uzun zamandır üzerinde çalıştığımız ve Eskişehir bölgemizde pilot çalışmalarını yürüttüğümüz bir konu. Bu konuyu Zorlu Holding’in Akıllı Hayat 2030 vizyonu altında sürdürmekten gurur duyuyoruz. Bu yolda edindiğimiz tecrübeleri Zorlu Holding çatısı altındaki diğer şirketlerimizle paylaşarak, hem bizim onlardan hem de onların bizden faydalanabilecekleri bir sinerji yaratmayı hedefliyoruz. Böylelikle tecrübenin büyüyerek daha büyük bir etki yaratacağını düşünüyoruz. 7-8 Ağustos’ta Eskişehir’de yaptığımız lansman toplantısına Yönetim Kurulu Üyemiz Selen Zorlu Melik’in ve üst düzey yöneticilerimizin katılımı bizim için çok değerliydi. Böylece Zorlu Enerji olarak bu konunun ne kadar arkasında durduğumuzu göstermiş olduk. Hep birlikteydik ve çok duygusal anlar yaşadık. Çalışmalarımıza ilk etapta “Toplumsal cinsiyet eşitliği nedir?” diye sorarak başladık. İşin belki de en önemli kısmı bu. Çünkü programın bizzat içindeki insanlar olarak, bizim bile zaman zaman fark etmeden ne kadar yanlış cümleler kurduğumuzun, aslında işe dille başlamamız gerektiğinin farkına vardık. Farkındalık bu konuda çok önemli. Çünkü değiştirmek istediğiniz bir şeyin önce farkına varmanız lazım. Biz aslında 7-8 Ağustos’ta bunun ilk adımını atmış olduk.

Program nelerden oluşuyor? Nasıl bir rotanız var?

Program, eğitimle başlıyor. Çünkü hepimiz daha çocuk yaştan itibaren bize biçilmiş roller ya da bizim için verilmiş kararlarla hayata başlıyoruz.

Örneğin enerji, erkek egemen olarak bilinen bir sektör. Bunun için öncelikle okullara giderek, sektörümüzü daha iyi tanıtmamız gerekir diye düşünüyoruz. İlk ziyaretlerimizi yapmaya başladık. Elbette bunun sektöre geri dönüşü hemen olmayacaktır. Bazı adımlarımızın sonuçlarını çok hızlı bir şekilde alacağız; bazıları için ise beklememiz gerekecek. O nedenle de uzun süreçli ve sürdürülebilirliği önem taşıyan bir program. Sektörü tercih eden kız öğrencilerimizin sayısı ve rol modeller arttıkça, zaten bize doğru bir çekim gücü oluşacaktır. Okullarda yapacağımız çok şey var ama iş hayatına da ağırlık vermemiz kaçınılmaz.


Bence bugün kadınların iş hayatında oynayabilecekleri rolleri almalarının önünde en büyük engel, cam tavan etkisi. Kadınlar, yöneticilik için nelerin gerektiğini ve bunun için neler yapmaları gerektiğini bilmedikleri için, buna nasıl ulaşacaklarını da bilmiyorlar. Erkekler biraz daha atılgan ve cesur davranabiliyorlar. Kadınlarda ise ailevi sorumlulukları önde tutma gibi bir eğilim var. Çalışmalarımıza öncelikle bu tespitle başlamaya karar verdik. Mentorluk ve yönetici yedekleme programını hayata geçirdik. Bugünkü yöneticilerimiz görevlerinden ayrılsalar, onların yerine kimler yönetici olabilir? Beş kadın ve beş erkeği mentee, beş kadın ve beş erkeği de mentor olarak seçtik. Mentorlar çok mutlu oldular, tecrübelerini paylaşacakları için. Mentee’ler de kendilerini özel hissettiler, potansiyel olarak gelecekte yönetici olma şanslarını gördükleri için. Elbette yöneticilik, onların çok çalışarak kazanabilecekleri bir şey. Biz sadece destek vermek için oradayız. Sanırım önemli olan da bu destek.

“Bu uzun soluklu bir yolculuk. Dolayısıyla yolun henüz başındayız. Bu yolu hep birlikte yürüyeceğiz. Kolay değil, çünkü bugüne kadar öğrendiklerimizi kökten değiştirmeyi amaçlayan bir çalışma bu.”

Mentorluk programı çalışanlar tarafından nasıl karşılandı?

Doğrusu programın bu kadar heyecanla karşılanacağını hiç tahmin etmemiştik. Beklediğimizin üzerinde olumlu tepkiler aldık. Program için seçilen kişiler özel bir eğitime katıldılar; bu eğitimde mentorluk nedir, neler yapacaklar, onlara verdiğimiz rol nedir, mentee’ler nelere dikkat etmelidir gibi konularda detaylı bir içerik sunduk. Biz İK yöneticileri eğitimlerden sonra sonuçlarını takip ederiz. Genellikle, “Şu uygulamaları yaptınız mı, beklentilerimiz şunlar, hadi hep birlikte yapalım!” şeklinde motive etmemiz gerekir. İlk defa, mentor ve mentee’lerimiz ile, bizim arzuladığımızdan daha hazırlıklı geldikleri bir ortamda çalışma olanağı bulduk. Kendi adıma ve mesleğim açısından çok mutluyum.

Program devam edecek mi?

İlk etap Eylül 2019’da başladı ve Mart 2020’de tamamlanacak. Bir sonraki etaba geçmek için önce buradaki tecrübelerimizi özümsememiz lazım. Bunun kendileri açısından pozitif bir getirisi olacağını anlayan diğer çalışanlarımız da, “Biz nasıl katılabiliriz, nasıl rol alabiliriz?” diye sormaya başladılar. Onlara güzel bir şekilde dönmek istiyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliği projeleri genellikle kadına özel avantajlar sağlayan programlarmış gibi algılanır. Bu algının çabuk aşılmasından dolayı da mutluyuz. Çünkü bu, sadece kadınlar için hazırlanan bir program değil. Gerçekten eşit bir program. Katılımcı sayısıyla eşitliği sağladık. Umarım elimizde atamalarda da aynı eşitliği sağlayacak adaylarımız olur. Bu adaylara destek vermiş olmanın gururunu biz de yaşarız.


Mentorluk programının yanında rotasyon programları da hazırladık. Kadınların önündeki en büyük engel, kafamızda olan engel. Kadınlar saha görevlerine, sahada alacakları sorumluluklara çok açık değil. Bunu nasıl sağlayabiliriz düşüncesiyle, kadınların sahada daha fazla görev alabileceği görevlere geçici atamalar yaparak o tecrübeyi edinmelerini sağladık. Çünkü bir enerji şirketi olarak bizim esas işimiz sahada. Sahayı bilmeden, bu sektörde gerçekten iyi bir yönetici olamazsınız. Bu nedenle, işe aldığımız kişilerin adaptasyonunu hızlandırmak amacıyla sahaya yönelik bir rotasyon programı hazırladık.

Önünüzde nasıl bir gündem var?

Çatısı altında yer aldığımız Akıllı Hayat 2030’un isminden de anlaşılacağı gibi, bu uzun soluklu bir yolculuk. Dolayısıyla yolun henüz başındayız. Ne istediğimizin ve oraya gitmek için neler yapmamız gerektiğinin bir tarifini oluşturmaya çalışıyoruz.

Bunun birçok bileşkesi var. Eğitim, yöneticiliğe hazırlama ve adaptasyon gibi şirket kültürüne uyum sağlamaya yönelik çalışmalara devam edeceğiz. Bu yolda eminim çok tecrübe edineceğiz. Diğer şirketlerimizle de aramızda paylaşımlar yapacağız. Bu yolu hep birlikte yürüyeceğiz. Kolay değil, çünkü bugüne kadar öğrendiklerimizi kökten değiştirmeyi amaçlayan bir çalışma bu.

Geçtiğimiz aylarda toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda Ruanda’daki bir toplantıya katıldınız. Oradan nasıl izlenimlerle döndünüz?

Kasım ayında, Ruanda’da “Küresel Cinsiyet Eşitliği Zirvesi” yapıldı. Buraya konuşmacı olarak davet edildim. Enerji sektörünün yanı sıra madencilik ve taşımacılık gibi erkek egemen sektörlerden başka işverenler de zirveye katıldı. Kadın çalışan ve yönetici sayısını artırma konusunda hem tecrübelerimizi birbirimizle paylaşmak hem de bu yolda nasıl ilerlenebileceğini uluslararası bir ortamda görmek açısından çok yararlı oldu. Biz bir şeyler anlatmaya gitmiştik ama daha çok öğrenerek döndük. Aslında Ruanda’nın biraz hüzünlü bir hikâyesi var. 1994 yılında gerçekleşen soykırım sonrasında kadınlar iş hayatında daha fazla yer almaya başlamışlar. İlk başlarda bir zorunluluk olarak başlamış ama bugün geldikleri nokta hayranlık verici. Özellikle Ruanda Devlet Başkanı Kagame’nin açılış konuşması bizi çok etkiledi. Ruanda’da şu anda Bakanlar Kurulu’nun yüzde 50’si, Parlamento’nun ise yüzde 60’ı kadın. Başkan Kagame, “Bana kadınlar gelip bir şeyleri şikâyet ettikleri zaman, ‘Parlamentoda çoğunluksunuz. Gidin ve değiştirin!’ diyerek onlara güçlerini hatırlatıyorum,” şeklinde konuştu. Bu hepimiz için gerçekten ilham verici bir konuşmaydı. Kagame, bu noktaya nasıl geldiklerini de, “Tek başına kadınların gerçekleştirebileceği bir şey değil. Kadın ve erkek birlikte çalışırsa olur. Çünkü en önce zihin yapılarını değiştirmeye ve kadınların iş ve toplum hayatında nerede olmak istediğine karar verdikleri zaman, oraya gitmek için önlerinde hiçbir engel kalmamıştı,” şeklinde anlattı. Umarım aynı şeyi biz de kendi sektörlerimizde uygulayabiliriz. Belki hepimizin bir araya gelip daha büyük bir hareket yaratması, çok daha hızlı ilerlememizi sağlayabilir.

Yeni yıl için Zorlu Enerji ailesine nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

2020 yılının, kadınlar ve erkekler için eşit hayat hayalimize bizi bir adım daha yaklaştıracak bir sene olmasını diliyorum.