VESTEL PAZARLAMA GENEL MÜDÜR YARDIMCISI

DUYGU BADEM UYLUKÇUOĞLU:

2020
bizim yılımız olacak!

Vestel’de 10 yıllık bir geçmişi olan Duygu Badem Uylukçuoğlu, mezun olduğu gün Vestel’de çalışmayı kafasına koymuş ve çalışkanlığıyla basamakları tek tek tırmanmış bir isim. Vestel’in bir okul olduğunu ve kendisine çok fazla şey kattığını söyleyen Duygu Badem Uylukçuoğlu, tüm çabasının Vestel markasını layık olduğu noktaya getirmek olduğunu ve bunun için ekibiyle birlikte sıkı bir çalışma programının kendisini beklediğini söylüyor.

Vestel, kariyerinizde çok önemli bir yere sahip. Öncelikle sizi bu bağlamda tanıyabilir miyiz?

Lisans ve yüksek lisans programlarını Boğaziçi Üniversitesi’nde tamamladım. Mezun olur olmaz ilk başvurumu Vestel’e yaptım. O dönemde bir MT (Management Trainee) programı açılmıştı. Hemen görüşmelere başladık ama süreç uzun sürdü. Yanlış hatırlamıyorsam sekiz kez mülakat yaptık. Yazılı ve sözlü sınavlar, üst yönetim mülakatları derken süreç oldukça uzun oldu. Vestel’e o kadar çok odaklanmıştım ki, o süreçte başka ciddi bir arayışım da olmadı. Gittiğim, görüştüğüm bazı firmalar oldu elbette ama içimde hep Vestel’de çalışma arzusu vardı. Vestel’in sonuçlanmasını bekledim ve 2009 yılının sonunda kabul edildiğimi öğrendim. 1 Şubat 2010 tarihinde de göreve başladım.

Tercihiniz neden Vestel oldu?

Annem emekli öğretmen, babamın da 40 yıla yakın kamu ve özel sektör tecrübesi var. Yani kurumsal temele dayanan bir aile yapımız var. Dolayısıyla benim için en çok önem arz eden şey, çalışacağım kurumun uzun yıllar çalışabileceğim güçlü ve köklü bir kurum olmasıydı. Zorlu Holding, benim için böyle bir kurum. Vestel, dünyaya adını duyurmuş çok güçlü bir yapı. Hem yerli hem de uluslararası bir tarafı var. Yeni işe başlayan biri için böyle köklü bir firmanın içinde olmak önemli bir avantaj. Vestel’e karşı ilk günden beri bir sevgim vardı. Giriş testlerinde de bu görünüyordu. Kurumsal bağlılığım çok yüksek çıkmıştı. İşe başladığımda da öyleydi, bugün de öyle. Arkadaşlarım hep söyler, “Duygu, sen Vestel’i çok seviyorsun. Bu çok net görünüyor,” diye. Dikkat çekiyor.

İşte başarının sırlarından bir tanesi de yaptığınız işe aşık olmak. Böylesine sevdiğiniz bir kurum size neler kazandırdı?

Vestel bir okuldur. Öğrenci mezun eder ya da çalışanına bir profesör gibi kendisini ileriye taşıma şansı verir. Bugün birçok büyük firmanın yönetici pozisyonlarında yolu Vestel’den geçmiş kişileri görebilirsiniz. Vestel’in çok dinamik bir yapısı var. Hedefleri ve gitmek istediği yer çok büyük. Bunun için de sonsuz bir azmi var. O azim sizi ateşliyor ve her sabah aynı azimle işyerine geliyorsunuz. Hiç unutmuyorum, işe başladığım zaman, “Burası sizin dükkânınız. Bu dükkânın bir kepengi var. Bu kepengi siz açar, siz kapatırsınız. Sabah açar, akşam kapatırsınız,” derlerdi. Tepeden aşağıya tüm arkadaşlarımızda bu bilinç vardır. O kepengi biz açar ve biz kapatırız. Günün sonunda o gün yaptığımız her şey, kendimize ve şirkete ne kattığımızı ifade eder. O nedenle her günü maksimum faydayla geçirmeye çalışıyorum.

“Vestel’in hedefleri ve gitmek istediği yer çok büyük. Bunun için de sonsuz bir azmi var. O azim sizi ateşliyor ve her sabah aynı azimle işyerine geliyorsunuz.”

Kepenk örneği, aynı zamanda kurum içinde yetki ve sorumluluk paylaşımını destekleyen bir ortamı ifade etmiyor mu?

Vestel’in en önemli farkı inisiyatif vermesidir. Bir çalışanın belirli bir sorumluluğu üstlenebileceğine inanırsanız, ona sonsuz inisiyatif verebilirsiniz. Hatalar olabilir, hepimiz hata yapıyoruz. Önemli olan, aynı hatanın tekrarlanmaması. Hata yoksa deneme de yoktur. Deneme olması lazım. Hatalarından ders çıkartan bir insan, bir sonraki adımda başarılı işlere imza atabilir. Biz, hem inisiyatif alma hem de işi delege etme anlamında kasları gelişmiş bir ekibiz. Kurumun kültüründe, tepe yöneticilerin DNA’sında bu var. Çalışanlara, işe ilk başladıkları günden itibaren bunu aşılamaya çalışıyoruz. Hiç unutmuyorum, işe başladığımın dokuzuncu ayında bana şirketin cirosunda önemli paya sahip bir ürün grubunu teslim ettiler. O ürün grubu için ciddi alım kararları verdim. Bu, başka şirketlerde fazla rastlayabileceğiniz bir durum değildir. İnisiyatif kullanma, inisiyatif verme, delege etme, daha çok sorumluluk alma ve bu motivasyonla daha fazla odaklanma… Bu kurumu Vestel yapan ve farklılaştıran unsurlardan biri de bu.

“Çok şanslıyım ki uzun yıllardır birlikte çalışan bir ekibiz. Bu hepimiz için bir avantaj. Buradaki herkes bir şeyleri başarma isteğiyle, canla başla çalışıyor.”

Bugüne kadar Vestel içinde hangi pozisyonlarda bulundunuz?

İşe başladıktan sonra altı aylık bir MT sürecinden geçtim. 2010 yılının Ağustos ayında Vestel’de Pazarlama Uzman Yardımcısı olarak göreve başladım. Çalışma hırsım, azmim ve şirketi sevmemin getirisiyle çok hızlı yol kat ettim. Sırasıyla Pazarlama Uzmanı, Pazarlama Sorumlusu, Kategori Müdürü ve Beyaz Eşya Müdürlüğü görevlerini üstlendim. Şirketteki yapı değişikliğiyle Vestel Pazarlama Müdürlüğüne atandım. En sonunda da geldiğim yer Pazarlama Genel Müdür Yardımcılığı oldu. Şirketin en alt kademelerinden adım adım yükseldim. Bu akışı çok değerli buluyorum. Çünkü her aşamadaki süreci biliyorum. İşin içinden yetişmiş olmak insana çok avantaj sağlıyor. Görev değişimim sebebiyle ekip içinde de bir değişim oldu ama gücümüzü koruduk. Çok şanslıyım ki uzun yıllardır birlikte çalışan bir ekibiz. Bu hepimiz için bir avantaj. Buradaki herkes bir şeyleri başarma isteğiyle, canla başla çalışıyor.

Önünüzde nasıl bir yol haritası var?

Biz farklı bir ekibiz ve fark yaratmak istiyoruz. Bu farkı ortaya koymak istiyoruz. Vestel’i şu anda bulunduğu yerden daha da ileriye taşımak, layık olduğu yere getirmek gibi bir amacımız var. Bunun için de daha ivmeli çalışmamız lazım. Birincil önceliğimiz pazar payımız. Vestel’i, sahip olması gereken pazar payına taşımak zorundayız. Bunun yanında finansal sonuçlar da bizim için çok önemli. Çabalarımızla Vestel Grubu’na ve Holding’e olumlu sonuçlar katarak, güzel geri dönüşler almayı hedefliyoruz. Türkiye’deki bütün şirketlerin içinden geçtiği bir dijital dönüşüm süreci var. Bu, bizim şirketimiz için de önemli bir hedef. Sürecin bizim için en önemli kısmı online ve offline entegrasyon. Yıllar içinde çoklu kanal stratejisinde oldukça etkin bir şekilde yer aldık, fakat online kanalın önemi giderek artıyor. Dijital dönüşüm süreçleriyle hem şirketimizi farklı bir noktaya taşımayı, hem de online-offline entegrasyonu ve doğru kanal yapılanması ile birlikte pazarlama stratejilerimizi bu kanal yapılarına entegre ederek farklı bir noktaya ulaşmayı arzuluyoruz.

Zorlu Holding olarak Akıllı Hayat 2030 vizyonu çerçevesinde sürdürülebilirlik en önemli konu başlıkları arasında yer alıyor. Bununla ilgili olarak gündeminizde neler var?

Akıllı Hayat 2030 projesine gönülden inanıyorum. Bugüne kadar tüm arkadaşlarıma da bu yönde verdikleri emekler için teşekkür ediyorum. Vestel Pazarlama ailesi olarak bu çalışmanın içerisinde daha aktif yer alacağız. Şirketimiz için, kurumumuz için ve dünya için elimizden gelenin fazlasını yapmaya çalışacağız. Toplumu daha ileriye taşımak adına, hem çevre hem de cinsiyet eşitliği yakından ilgilendiğimiz konular. Kendi kurumumuz içinde toplumsal cinsiyet eşitliğini yaşayan ve yaşatan bir ekibiz. “365 gün Kadınlar Günü” söylemimiz de bu hassasiyetin bir göstergesi. Kadınların tek bir günü olduğuna asla inanmıyoruz. Bu söylemi kendi ekiplerimiz içinde de son derece önemsiyoruz. Kadın çalışan oranımız ve kadınların işyerinde rahat bir ortamda çalışması en dikkat ettiğimiz konular.

Son Akıllı Hayat buluşmasında Vestel’in kadın teknisyenler projesi tüm katılımcıları etkilemişti. Bu gibi projelerin devamı gelecek mi?

Kesinlikle devamı gelecek. Çok güzel projeler yapacağız. Toplumu bilinçlendirmenin ötesinde, kurumsal firmaların topluma ve dünyaya karşı sorumlulukları var. Bu sorumlulukları yerine getirmek zorundayız.

Nasıl bir yöneticisiniz?

Herhalde buna verilebilecek ilk cevap, disiplinli bir yöneticiyim. Disiplin benim için olmazsa olmazdır. Hayata değer vermekten ve yaşadığınız ortama saygı göstermekten kaynaklanıyor bu disiplin. Bunun yanı sıra çok iş ve sonuç odaklıyımdır. Yolları çok iyi gidebilirsiniz ama sonuç yoksa bunun bir anlamı kalmaz. Amaç doğru odaklanıp, sonuca en etkin, doğru ve hızlı şekilde ulaşmayı sağlayacak bir süreci tasarlamak olmalı. O nedenle sistemler, insanlar ve süreçler benim için çok kıymetli. Değer verdiğim bir başka şey de ekip çalışması. Çok iyi bir ekip arkadaşı olduğumu düşünüyorum. Doğru bir ekibin parçası olmak, her zaman doğru yere ulaşmakta size kolaylık sağlar. Bu nedenle ekip ruhuna önem veriyorum. İyi bir ekip oyuncusuyum, tüm ekibin de böyle olmasını arzuluyorum. İşyerinde netimdir. Herkesle açık bir iletişimim vardır. Bunu da herkes bilir ve kapım herkese açıktır. Konularımızı konuşurken açıkta bir şey kalmamasına çok dikkat ederim. Şirket içerisindeki sosyal hayatı da önemsiyorum. İnsanların birbiriyle güzel ilişkiler kurması benim için değerli bir şey. Burada bir aile ortamı içerisindeyiz. Aile ortamında samimiyet vardır, ama saygınızı ve değerlerinizi korursunuz. İşyerinde de hem saygı ve sevginin, hem de değerlerin korunduğu böyle bir aile ortamı yaratmak ve bunu yaşatmak benim için çok kıymetli.

İş dışında nasıl bir hayatınız var?

Elbette her şey iş değil. Bu kapının dışında da hepimizin bir hayatı var. İş ve özel hayat dengesine inanan bir insanım. Elimden geleni yapıyorum bu dengeyi koruyabilmek için. Bir oğlum var. İşten sonra onunla olabildiğince fazla vakit geçirmeye çalışıyorum. Gün içinde gösteremediğim ilgiyi göstermek önceliğim. Birlikte kaliteli zaman geçirmeyi önemsiyorum. Akşamları değişik aktiviteler yapıyoruz, oyunlar oynuyoruz. Kendim için, kışın kayak güzel bir seçenek oluyor. Dağa, ormana gitmeyi seviyorum. Kafanızı boşaltıp meditasyon tadında kendinizi dinlemek, hayatınızdaki şeyleri yeniden gözden geçirmek için güzel bir fırsat oluyor. Yazın ise yüzmeyi ve tatili çok seviyorum. Bahar aylarında fotoğraf çekmek için eşimle birlikte dışarı çıkıyoruz. Sevdiğim bir şey daha var, enteresan olabilecek. Dikiş dikmeyi seviyorum. Babamın bana aldığı bir makinem var. Küçük, yaratıcı şeyler yapmaya çalışıyorum. Kitap okumayı, sinemayı ve tiyatroyu elbette çok seviyorum ama günün akışında oldukları için onları saymıyorum.

2020 için çalışma arkadaşlarınıza nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Zor bir yılı geride bıraktık. Şirket olarak farklı gerçekliklerimiz vardı, ülke ise ekonomik anlamda zor bir süreçten geçti. Ama her şeye rağmen yılı hedeflediğimiz noktanın ötesinde kapattık diyebilirim. Şimdi yeni bir yolun başındayız. Yeni yıl için beklentimiz çok yüksek. Her zaman arkadaşlarıma, “2020 daha da zor bir yıl olacak,” diyorum. Çünkü yapmak istediğimiz çok fazla şey var. Hedeflerimiz çok yüksek. Bu yüzden de çok fazla çalışacağız. İnanıyorum ki bizde bu güç var, yetenek var, geçmişten gelen çok fazla bilgi birikimimiz var. Azmimizle, hırsımızla, çalışkanlığımızla biz bunları yapacağız. Zorlukların üstesinden geleceğiz ve 2020 bizim yılımız olacak.

“Yeni yıl için hedeflerimiz çok yüksek, bu yüzden de çok fazla çalışacağız. Azmimizle, hırsımızla, çalışkanlığımızla hedeflerimize ulaşacağız.”