ZORLU ENERJİ’DEN BURÇİN AÇAN VE ULAŞ KARAAĞAÇ İLE SÖYLEŞİ

“Yüzü geleceğe dönük,

yeni nesil bir enerji şirketiyiz!”

Zorlu Enerji, akıllı şebekeler ve jeotermal alanında geliştirdiği projelerle Horizon 2020 Hibe Programı’ndan destek almayı sürdürüyor. Bugüne kadar birçok projesi programa kabul edilen Zorlu Enerji, Avrupa’nın dev enerji şirketleriyle ortak projelerde buluşarak Türk enerji sektörünü dünyada başarıyla temsil ediyor. Zorlu Enerji’nin dünya çapında sektöre öncülük eden projelerini ve heyecan verici Horizon 2020 sürecini, Zorlu Enerji Akıllı Sistemler Grup Müdürü Burçin Açan ile İş Geliştirme Müdürü Ulaş Karaağaç’tan dinledik.

Zorlu Enerji Akıllı Sistemler Grup Müdürü

Burçin Açan

Zorlu Enerji İş Geliştirme Müdürü

Ulaş Karaağaç

Horizon 2020 programı ve Zorlu Enerji olarak bu programa dahil olma süreciniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Burçin Açan: Horizon 2020, Avrupa Birliği’nin gelecekteki yeni nesil işlerle ilgili olarak farklı büyüklüklerdeki şirketlere sağladığı bir hibe programı. Bu programdan destek alabilmek için bir projenin öncelikle geleceğe dokunmayı vaat ediyor olması gerekli. Bu çerçevede baktığımız zaman, dünya çapında en değerli, bu konunun “Şampiyonlar Ligi” olarak adlandırabilecek en üst segmentte bir destek programı. Zorlu Enerji olarak kendimizi “Yeni Nesil Enerji Şirketi” olarak tanımlıyoruz. Bu amaçla çalışırken farklı projeler geliştiriyoruz, bir yandan da bu projelere yönelik Ar-Ge çalışmaları yapıyoruz. Yaptığımız Ar-Ge çalışmalarıyla hem yurt içinde hem de yurt dışında farklı programlar tarafından ödüllendiriliyor, destekleniyoruz. Horizon 2020, bu desteklerin en kıymetlisi ve en önemlisi.

Akıllı şebeke yatırımlarıyla Horizon 2020 sürecine nasıl dahil oldunuz? Bu bir hedef miydi, yoksa kendiliğinden mi gelişti?

Burçin Açan: Özellikle dağıtım şebekesindeki geliştirmeler için farklı projelerle ilgili olarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ile ortak çalışmalarımız vardı. Hem EPDK’dan hem de beraber çalıştığımız partnerlerimizden gelen yönlendirmeyle, yaptığımız projelerin çok değerli olduğunu ve bunların Avrupa Birliği nezdinde de desteklenebileceğini öğrendiğimiz zaman, “Neden olmasın!” dedik ve bununla ilgili olarak çalışmaya başladık. Oradaki farklı partnerlerle iş birliğine girdik. Gördük ki bizim ilgilendiğimiz konular Avrupa Birliği’nin de gündemindeki konular. Böyle olunca, hem Türkiye gibi farklı bir ülkeden talepte bulunulmuş olması hem de bizim çalıştığımız konuların Avrupa Birliği’nin amacına hizmet etmesi nedeniyle, ardı ardına farklı projelerle ilgili olarak destek aldık.

Jeotermal projelerinde süreç nasıl işledi?

Ulaş Karaağaç: Zorlu Enerji olarak, jeotermal alanında teknolojisiyle literatüre geçen bir santral kurduk. Santralimiz, “beşi bir yerde” diye tarif ettiğimiz beş önemli fonksiyonu yerine getiriyor. Aynı zamanda dünyanın kendi alanında dördüncü büyük santrali. Geliştirdiğimiz projelerle sektöre öncülük ettik ve dünyanın dört bir yanından uzmanları bu tesisimizde ağırladık. Onlara tesisimizi, teknolojimizi anlattık. Jeotermal alanında dünyayla entegre, gelişmeleri takip eden, bu gelişmeleri ve çalışmaları uygulayan, geliştiren genç ve dinamik bir ekip kurduk. Bu ekiple birlikte etkili fikirler geliştirdik ve yatırımlar yaptık. Bunların hepsini kendi mühendislik çalışmalarımızla, Zorlu Enerji ekibi olarak gerçekleştirdik. 2017 yılında da genç ekibimizle oluşturduğumuz bu fikirlerimizi “Horizon 2020” programına yansıtma şansını bulduk. Durum böyle olunca, Horizon 2020 bizim için ulaşılması zor bir hedef olmadı.

Jeotermal tarafında destek aldığınız projeler hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu projeler ekonomiye, çevreye, topluma nasıl fayda sağlayacak?

Ulaş Karaağaç: Jeotermal sektörde bugün itibarıyla Horizon 2020 kapsamında üç adet projemiz var. Üçü de farklı alanlarda, ama daha çok jeotermal sektörü ile ileri teknolojinin birleştirilmesi, aynı zamanda da çevresel ve sürdürülebilirlik anlamında kullanılan teknolojilerin geliştirilmesi yönünde projeler. “GECO” projemiz, jeotermal akışkanın muhteviyatında bulunan karbondioksit gazının yeraltına geri basılması yoluyla çevreye önemli bir katkı sağlayacak. İkinci projemiz “GeoSmart”, enerjinin termal anlamda depolanmasıyla ilgili bir proje. Üçüncü projemiz GeoPro ise jeotermal akışkanın teknik özelliklerini kuyu içerisinden santrale kadar olan tüm noktalarda izlemeyi ve değerlendirmeyi mümkün kılacak. Bu üç projede de Avrupa’nın dört bir yanından ekiplerle birlikte çalışıyoruz. Bu çalışmalarımızın özellikle jeotermal sektöründe hem teknik, hem sürdürülebilirlik, hem de çevresel anlamda çok büyük etkileri olacağını düşünüyoruz. Geliştirdiğimiz teknolojilerin geleceğe yön vereceğine inanıyoruz.

ULAŞ KARAAĞAÇ

“Çalışmalarımızın özellikle jeotermal sektöründe hem teknik, hem sürdürülebilirlik, hem de çevresel anlamda çok büyük etkileri olacağını düşünüyoruz. Geliştirdiğimiz teknolojilerin geleceğe yön vereceğine inanıyoruz.”

Akıllı şebekeler tarafındaki projeler hakkında da bilgi verebilir misiniz?

Burçin Açan: Tek tek ayrıntıya girmeyeyim; genel anlamda bu projeler yenilenebilir enerjilerin yoğun olarak kullanıldığı, diğer yandan tüketicilerin şebekeden taleplerinin oldukça değişken olduğu konularda şebeke yönetiminin optimize edilmesi, yenilenebilir enerjinin olabildiğince desteklenmesi ve IOT gibi, Blockchain gibi farklı teknolojiler kullanılarak bu şebekelerin önümüzdeki yıllarda nasıl geliştirilebileceğine dair çalışmalar yapılması, modellenmesi gibi konuları içeriyor. Diğer yandan, önemli bir odak alanımız olan elektrikli araçlar da aynı şekilde bu proje çerçevesinde destekleniyor. Elektrikli araç ve şarj istasyonlarının, şebeke ve insan etkileşiminin en optimum olabileceği, müşteri deneyimini üst düzeye taşıyabilecek şekilde tasarlanması ve hayata geçirilmesi için farklı projeler geliştiriliyor.

Konuyu biraz daha somutlaştırmak adına, bu projeler hayata geçirildiği zaman hem enerji üretim ve dağıtım şirketleri, hem de tüketici açısından nasıl bir fayda sağlanacak?

Burçin Açan: Yenilenebilir enerjiler hayatımızı kolaylaştıran ve sürdürülebilirliği artıran üretim teknikleri olmakla beraber, şebeke operatörü açısından yönetilmesi zor üretim şekilleridir. Akıllı sistemler sayesinde dağıtım şebekesindeki optimizasyonu çok daha kolay yapıyor olacağız. Matematiksel modeller hayata geçirildiği zaman çok daha uygun maliyetle, çok daha efektif bir şebekeyi yönetebiliyor olacağız. Müşteri açısından baktığımızda ise, örneğin bir elektrikli araç sahibi şarj istasyonuna geldiği zaman, çok daha rahat bir müşteri deneyimi yaşayacak. Aracını şarja taktığı zaman, olabilecek en kolay şekilde işlemini gerçekleştirebilecek. Diğer yandan da maliyetlerin en aza indirilmesi müşteri açısından ek bir kazanç olacak.

Hem Horizon 2020 hem de bu teknolojiler özelinde Türkiye’deki öncü rolünüz hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Burçin Açan: Aslında akıllı şebeke konularına ağırlıklı olarak son iki yıl içerisinde eğilmeye başladık ve son bir yıldır da meyvelerini ardı ardına almaya başladık. Her zaman enerjinin geleceğine yatırım yapıyoruz. Zorlu Enerji olarak teknoloji ile enerjinin kesiştiği noktada farklı çalışmalar sürdürüyoruz. Bu çerçevede Türkiye’de bu şekilde odaklanıp, hızlı bir şekilde en yüksek başarıya ulaşan enerji şirketi olduk. TÜBİTAK’la olan görüşmelerimizde de sonuçların fevkalade olduğunu, bizi takdir ederek izlediklerini birçok defa dile getirdiler. Zorlu Enerji olarak Horizon 2020 açısından hem “ilk” hem de “en” özelliklerine sahip olduğumuzu söyleyebilirim. En çok desteklenen enerji şirketi ve Horizon’da bu kadar çok sayıda projesi desteklenen ilk enerji şirketiyiz.

Ulaş Karaağaç: GECO projemizle 4 farklı noktada uygulama yapacağız. Avrupa’nın 10 farklı ülkesinden, 18 paydaşla birlikte çalışıyoruz. Karbondioksit gazını nasıl geriye basacağımızı değerlendireceğiz ve etkilerini göreceğiz. GeoSmart projesi ile literatürde ilk defa enerjinin termal anlamda depolanıp, şebekenin ihtiyacı olduğu anda direkt olarak verilebilmesini sağlayacak bir teknoloji üzerinde çalışıyoruz. GeoPro projesinde ise petrol sektöründe uygulanan bir yöntemi jeotermal sektörüne aktararak, jeotermal akışkanın termodinamik yapısını teorik bir biçimde ortaya koymuş olacağız. Bunların hepsi de ciddi anlamda teknolojik gelişime çanak tutacak, yön verecek projeler.

Kazanılan toplam hibe miktarı ne kadar?

Ulaş Karaağaç: Zorlu Enerji olarak Horizon 2020 kapsamında şu ana kadar toplam 3,5 milyon euro tutarında destek aldık. Jeotermal tarafındaki üç projenin desteği 1,5 euro civarında.

Burçin Açan: Akıllı şebekeler tarafında da 2 milyon euro seviyesindeyiz. Eklenecek başka projelerle birlikte bu miktar daha da artacak.

Bundan sonraki planlarınız arasında neler var?

Burçin Açan: Öncelikle mevcut projeleri belirli bir seviyeye getirdikten sonra hayata geçireceğiz. Diğer yandan da yeni projelerle, çalışma alanlarımıza yönelik Ar-Ge çalışmalarıyla bu projelerimizi destekleyeceğiz.

Ulaş Karaağaç: Ar-Ge projesi olarak, Horizon 2020 dışında şu anda 2 adet projemiz daha var. Biri jeotermal, diğeri rüzgâr üzerine. Bunlar TÜBİTAK projeleri. Gelişmeleri devam ettirerek sadece jeotermalde değil, tüm grubumuzda yenilikçi projelere imza atmayı hedefliyoruz.

BURÇİN AÇAN

“Yaptığımız Ar-Ge çalışmalarıyla hem yurt içinde hem de yurt dışında farklı programlar tarafından ödüllendiriliyor, destekleniyoruz. Horizon 2020, bu desteklerin en kıymetlisi ve en önemlisi.”

Bahsettiğiniz yenilikler ve Ar-Ge çalışmaları enerji sektörünün yeniliklere ne kadar açık olduğunu ve bu anlamda büyük potansiyel barındırdığını gösteriyor diyebilir miyiz?

Burçin Açan: Çok doğru. Enerji konusu teknolojinin uygulanması anlamında görece biraz geride kalmış şu ana kadar. O kadar önemli ve o kadar yeniliğe açık bir sektör ki, biraz uğraşıp kafa yorduğunuz zaman Ar-Ge projeleri çok farklı bir yere doğru gidebiliyor. Potansiyel inanılmaz. Şu ana kadar geliştirdiğimiz projelerde hızlı bir şekilde sonuca ulaşmamız, biraz uğraşıp biraz doğru odağı yakaladığınız zaman ortaya ne kadar önemli sonuçlar çıkabildiğini açıkça gösteriyor. Bundan sonra da doğru projelerde doğru adımları atarak birçok önemli gelişmeye imza atacağımızı düşünüyoruz.

Ar-Ge liderliğiniz sektöre örnek teşkil ediyor mu? Projeler kapsamında başka firmalarla iletişiminiz ya da iş birliğiniz var mı?

Burçin Açan: Dağıtım alanında uygulayacağımız projelerle beraber öncelikle buradaki başarıyı göstereceğiz. Ardından geliştirdiğimiz çözümlerin tüm Türkiye’ye uygulanması söz konusu olacak. Bizim öncelikli hedeflerimizden biri de, burada elde edeceğimiz olumlu sonuçların tüm Türkiye’deki enerji sektörünün ileriye gitmesi için öncü olması.

Yurt dışı partnerleriniz için neler söyleyebilirsiniz?

Burçin Açan: “Horizon Projeleri” aslında tamamen uluslararası konsorsiyumlardan oluşuyor. Farklı büyüklükteki şirketler ortak projeler çevresinde bir araya geliyor. Önemli bir paydaş grubu da üniversiteler. Avrupa’daki birçok üniversiteden destek alıyoruz. Her proje, bir Avrupa mozaiği gibi. Avrupa menşeli farklı şirketlerle ortak hareket ediyoruz. Yunanistan’dan, İspanya’dan, İsveç’ten, Almanya’dan, İtalya’dan farklı farklı proje ortaklarıyla ilerliyoruz. Ortaklarımız arasında Avrupa’nın önemli üreticileri de var.

Ulaş Karaağaç: Avrupa’nın dört bir yanından birçok firmayla çalışıyoruz. Üç projenin toplamında 40’a yakın paydaşla ortak hareket ediyoruz. Aralarında İzlanda, İtalya, Fransa, Almanya ve İngiltere’den çok önemli enstitü ve firmalar var. Türkiye’den ODTÜ ve Kadir Has Üniversiteleri ile çalışıyoruz. Kolektif bir bilgi birikimi oluşturuyoruz. Aynı zamanda bu projelerimizde İtalya’daki, Belçika’daki, İzlanda’daki başka jeotermal santrallerle eşgüdümlü çalışıyoruz.

Burada modellediğiniz ya da geliştirdiğiniz bir sistemin, ileride dünyanın başka bir yerinde uygulandığını görmemiz mümkün olabilir mi?

Ulaş Karaağaç: Tabii ki... Jeotermal sektörü bilinmeyen bir sektör değil. 1910’lardan bu yana jeotermal enerjinin elektrik enerjisine dönüştürülmesi kullanılan bir yöntem. Fakat bunun teorik yapısı, teknolojik gelişimi ve ekstra detaylardaki gelişimi sınırlı kalmış. Biz bu detaylara inerek jeotermal enerjinin kullanım alanını genişletmeyi, en fazla verimi alabilmeyi ve yenilenebilir kaynakları sürdürülebilir bir şekilde kullanmayı hedefliyoruz.

Burçin Açan: Avrupa Birliği’nin böyle projeleri desteklemesinin sebebi, AB içerisinde de bu tür uygulamaları yaygınlaştırmak. Ortaya çıkarttığımız sonuçlar, ürünler veya hizmetler, Avrupa Birliği’nin farklı ülkelerinde de uygulanacak olan dünya çapında projeler. Bu projelerle Türkiye’yi önemli bir adım atmış ve Avrupa Birliği’ne girmiş olarak düşünebiliriz.

Bu başarı hikâyesinin yaslandığı bir mottonuz var mı?

Burçin Açan: Kendi bölümümüzde sık sık kullandığımız bir mottomuz var, “Geleceğin enerji şirketini oluşturuyoruz!” şeklinde. Gerçekten de Ar-Ge projelerimizi hayata geçirerek Zorlu Enerji’yi geleceğin enerji şirketi haline getirmek istiyoruz.

Hem ürettiğiniz enerjinin türü, hem santralinizde kullanılan teknolojiler, hem de yürütülen Ar-Ge çalışmaları nedeniyle komple bir sürdürülebilirlik hikâyesi yazdığınızı söyleyebilir misiniz?

Ulaş Karaağaç: Kesinlikle! Santralimiz jeotermal alanında akademik literatüre girmiş, kendi alanında “en sürdürülebilir tesis” olma özelliğini taşıyor. Ayrıca dünyanın en teknolojik santrallerinden biri olmak gibi çok önemli bir özelliği var. Jeotermal alanında her bakımdan öncü bir şirketiz. Geliştirdiğimiz teknolojiler, uyguladığımız çalışmalar ve insan kaynaklarımızla sektörün öncüsü olarak görülüyoruz. Aynı zamanda sektörde Ar-Ge faaliyetleri yürüten ilk jeotermal firmalarından bir tanesiyiz. Bundan sonra da yüzü geleceğe dönük yeni nesil bir enerji şirketi olarak, Akıllı Hayat 2030 sürdürülebilirlik vizyonu çerçevesinde, bu tip Ar-Ge projeleri oluşturmaya, geliştirmeye ve Zorlu Enerji’nin burada öncü olarak hareket etmesi yolunda çalışmaya devam edeceğiz.